Blog

Köyümde sıradan bir gün

Fotoğrafta görülen, çoçukken kimimizin menevşe kimimizin erguvan dediği bu çiçeğimizin bilimsel adı : Cyclamen coum subsp. coum (Yersomunu) dur.

Gelelim bugünkü konumuza !

KIŞLA’DA SIRADAN BİR GÜN

Bıldırıdı ellem, cibik emmimgilin badalın başında, ellerini böörüne goymuş bi garıynan, elleri cebinde bi herif duruyodu. Bizde, Körali emimim Hasanınan, Abdukğ dayı gilin ambarın orda dineliyoduk.La bunla kimkine acaba dedük. Tanıyamaduk ya la…Artuk kimisele bielmedük valla !
Neise, o arada İlyasların gurt mıstığın Kürşad geldi. Bi selam bile vemeden, yav abi benim ileriğünden beri azelerim gidişiyo yav, neydecük herii dedi. Ben de irahmetli Alime abum duraydı ona gaşududuk dedim, daa lafumu bitimedüm kü, elünde bi kötü tıngırınan Miyes yengem… Gıı kerzik diye baardı. Makbik’de içerüden hııı yenge nevaa deyince anaduk ki, Kerzik yengeyinen Abdukğaa afurda mal görüyola…Yosa Makbik çıkıp da hıı yenge demez…
Sesimizi duyduundan olsa gerek, Şaziye emem de dışaru çıktı. Bi de yanunda, tımmanını çeke çeke gelen, saru gafalı bi olan varıdı. Hasana emmo o çoçuk kim yav ? dedim. O da Hacı Ömer’in torunu elleme Abi dedi.
O sırada, Osman hocagilin aalın ordan birden bi garartı peydah oldu. Bi baktuk Bıdilik yengenin gızı Mecür.. sırtında bi çuvalınan geliyo, meerim bıtıraklıdaki talladan geliyomuş. Eccük noot yolmuş. Nootlada ne eyce emme haaa… anam, anam, anam… üfff… herkese hapaz hapaz daattı getti. Yemesine yedük emme, nereye yetiyooo o kada adama eccücük noot. Lan neydücük derken bu seferde bizim Celil geldi. Eyükünede gelmiş. O na dedük ki, gadacım Naci aya de, biz o tallaya dalacuk haberi olsun…
Arkadan bi ses nereye dalıyonuz lann siz ? Anaaa… bizüm God Memed dayının olu,Gırıkbacak emmimin güyesi (namı deer Toros) Hamza enişde… Yav nolacak heri dedük. O da, sen Naci aanın zumzunu heç yemedin ellem dedi. Siz eneyüsü, gedin bizim kazukludaki mercümee yolun neydecenüz noodu..
Eyice galaba olduk. Aaa şöle kerpiçlerin üstüne oturak bari dedük. daha otuduk otumaduk ki, Muhacir dayının garısı Saadet yenge, elinde eri bi çubuk,başa yukarı mal sürüyo… Yenge dayım nerde dedim. O da enüğe yal veriyo olum dedi. Derken ortalığı yırtan bi ses. Hooo hoooo hooo… Hepimiz sustuk bi an… Şarkı desen şarkı deel, türkü desen türkü.. Yav bu ses de ne ? ne innesi ? dedim. Yengem de görmüyon mu yeenim ? sıırtmaç sokunun üstünde mal holuyo dedi. Bu seneki sıırtmaç kim deyince Pempe Abum da, aha gözün kör olmasın emi senün. Essah bilmiyon mu ? dedi. Ben de yok valla deyince, Fazlının Durmuş emimnin olu Mücük, Muharemin Karaiseyin dayı ya, yav dedi. Pismik emminin Muhsinde tasdik anamında gafa sallayınca örenmiş oldum…
Mideris emminin Addul nerede demiye galmadı, sırtın ucunda bi motur sesi… ardında da ramuuu…moturun kellesinde Çakıcının oluyla çıkageldi. Emme çok durmadılar. Çolağan oraya fide kemresi çekiyorlarmış…
Muhabbet tam goyulaşıyo derkenee Yusuf hocanının ezan sesiyle birden daaluvedük. Hanumla eve, erkekler camiye…

NOT :Kışla’mızın kıymetli büyükleri, sevgili gençleri ! Bu yazımız, tamamen mizansen olup, Kışla’mızın eskiden, (bizlerin çoçukluğunda) konuşulan şivesiyle, günlük yaşamdan alınmış kesitlerden oluşturduğumuz basit bir seneryodan ibarettir…
Yazı dilinde maalasef konuştuğumuz gibi, vugular ve mimikler olmadığı için bazen yanlış anlaşılmalar olabiliyor. O nedenle becerebilirsem bir de ses kaydı yayınlamak istiyorum. Bu konuda yardımcı olabilecek kimseler varsa tarif ederlerse sevinirim.
Hülasa ; Sürçü lisan etmişsek affola diyor, herkese selam, saygı ve muhabbetlerimizi arz ediyoruz…

This Post Has 0 Comments

Leave A Reply